Gelibolu

Gelibolu’da 15 Temmuz’un 10’uncu Yılı Anıldı

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün 10’uncu yıl dönümü dolayısıyla Gelibolu’da anma programı düzenlendi.
16 Temmuz 2026 01:29 9 dk okuma 49 görüntülenme

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün 10’uncu yıl dönümü dolayısıyla Gelibolu’da anma programı düzenlendi.

Programa Gelibolu Kaymakamı Cihat Koç, Gelibolu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Burak Batır, 2’nci Kolordu Komutanı Tümgeneral Ferhat Vural, 18’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Haluk Erdem, İlçe Emniyet Müdürü Emre Alay, İlçe Jandarma Komutanı Jandarma Üsteğmen Emre Gündüz, ilçe protokolü, şehit aileleri, gaziler ve vatandaşlar katıldı.

Programda konuşan Gelibolu Kaymakamı Cihat Koç, 15 Temmuz 2016 gecesi darbe girişimine karşı mücadele ederken hayatını kaybeden şehitleri rahmetle andı, gazilere sağlık ve uzun ömür temennisinde bulundu.

Anadolu’nun tarih boyunca birçok tehdit ve ihanetle karşı karşıya kaldığını belirten Koç, Türk milletinin her zor dönemde yeniden ayağa kalkmayı başardığını söyledi.

Selçuklu’dan Osmanlı’ya, İstanbul’un fethinden Kurtuluş Savaşı’na uzanan tarihsel süreçten örnekler veren Koç, Süleyman Paşa, Fatih Sultan Mehmet ve Mustafa Kemal Atatürk’ün milletin mücadelesindeki yerine dikkat çekti.

Kaymakam Koç, 15 Temmuz gecesi darbe girişimine karşı mücadele ederken hayatını kaybeden Ömer Halisdemir’i de anarak, toplumların tehditlere karşı en güçlü savunmasının birlik ve beraberlik olduğunu vurguladı.

 

Siyasi görüş, etnik köken, mezhep ve yaşam tarzı farklılıklarının bir kenara bırakılması gerektiğini ifade eden Koç, 15 Temmuz gecesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde farklı siyasi partilerin aynı çatı altında bulunduğunu, toplumun farklı kesimlerinin sokaklarda darbe girişimine karşı birlikte hareket ettiğini hatırlattı.

Toplumun yalnızca zor günlerde değil, güzel günlerde de dayanışma içinde olması gerektiğini belirten Koç, kırgınlıkların ve ayrışmaların geride bırakılması çağrısında bulundu.

Kaymakam Koç, “15 Temmuz zaferinin mimarı halktır” sözleriyle darbe girişimine karşı gösterilen direnişin milletin ortak mücadelesi olduğunu kaydetti.

Programın sonunda Gelibolu Müftülüğü İlahi Grubu tarafından Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Grup, ilahiler, mehter marşları ve türküler seslendirdi.

Anma programı, şehitler için yapılan duaların ardından sona erdi.

Gelibolu Kaymakamı Cihat Koç’un konuşması :

Sayın Komutanım, Sayın Belediye Başkan Vekilim, İlçe protokolümüzün kıymetli üyeleri, kıymetli Şehit ailelerimiz, gazilerimiz ve sevgili Gelibolulu hemşerilerim.

Bizi o gaflet, dalalet ve en kalleşçesinden ihanet gecesinin Onuncu Yıl dönümünde Ay Yıldızlı al Bayrağın altında bir araya getiren Rabbimize hamd olsun. O gece göğsünü siper edip hain darbe girişimine karşı amansız mücadelede hayatını kaybeden Şehitlerimizin ruhları şad, yine aynı uğurda Gazi olan kıymetli vatandaşlarımızın ömürleri uzun olsun.

Değerli dostlarım…

Anadolu çok özel bir coğrafya. Bizler de şu anda bu özel coğrafyanın en kıymetli topraklarından birinde yaşamanın şerefini hissediyoruz. Bu kadar verimli, mümbit toprakların illaki ayrık otları da olacak. Tarih boyunca hep oldu. Bu memleketin haini bitmez, bitmeyecek de. Hep mücadele edeceğiz. Adı geçmişte Kürt Teali Cemiyeti’ydi, Taşnak Hınçak Cemiyeti’ydi, Mavri Mira’ydı, Teali İslam Cemiyeti’ydi. Şimdi FETÖ oldu, PKK oldu. Bu memleketin haini bitmez. Ama bu memlekette her zaman hainden çok kahraman vardır. Bu memleketin anaları kahraman doğurmaktan da hiçbir zaman vazgeçmeyecektir.

Değerli dostlarım…

Tarih yazılmaya başlandığından beri Türk o tarihin her safhasında kendine yer bulmuştur. Her bitti dediklerinde yeniden doğmasını da bilmiştir evelallah.

Anadolu’da Selçuklu bitti dediler. Analar bir Osman doğurdu, Osmanlı Devleti oldu Rumeli zor dediler. Analar bir Süleyman Paşa doğurdu. Rumeli Türk yurdu oldu. İstanbul alınmaz dediler. Analar bir Mehmet doğurdu. İstanbul’da Ayasofya’da ezanlar okundu.

Osmanlı bitti, Türk halkı Anadolu’dan sökülecek dediler. Analar bir Mustafa Kemal doğurdu, yedi düvele meydan okudu.

Toplandı bütün hainler. Tekrar bir darbe vuracağız dediler. Analar bir Ömer doğurdu. Hainin alnının çatısına mermiyi koydu.

Çünkü artık biliyorlar ki Türk bitti demeden bitmez. Çünkü Türk bir ölür bin doğar. Yaşadık. İhanetlerin her türlüsünü yaşadık bu coğrafyada. Yaşayacağız. Peki ihanete karşı bir toplumun en büyük savunması nedir? Bir olmasıdır. Birbirine daha çok sarılmasıdır. Daha çok kucaklaşmasıdır. Ne kadar ayrım varsa ortadan kaldırmasıdır. Bakın hepiniz bilirsiniz ki ailede küslük varsa, kardeşlerin arasına fitne girdiyse o kardeşler ya düğünde bir araya gelir barışır ya da cenazede. Bizler cenazede barışanlarda olmamamız lazım. Birlikte gülmeyi öğrenmemiz lazım. Cenazede barışıyoruz.

15 Temmuz bütün bir milletin birleştiği gündü. O gün yukarıdan bombalar yağarken mecliste bu milletin bütün partileri o meclis çatısı altındaydı. Boğaz Köprüsü’nde Türk, Kürt, Alevi yoktu, Sünni yoktu, seküleri, muhafazakârı, ateisti yoktu. Türk milleti vardı. Hiçbir hizip, hiçbir grup akla gelmedi o gece. O gece göğüslerde inanç vardı, vatanı muhafaza etme düşüncesi vardı.

Bunu toplumda her alana yaymamız lazım. Türkiye’yi düğün evine çevirmemiz lazım. Kırgınlıkları, dargınlıkları artık çıkarmamız lazım hayatımızdan. İnsanları fikirlerinden, düşüncelerinden dolayı ötekileştirmeden, türlü bir şekilde Ay Yıldızlı al bayrağın altında yaşamamız lazım.

Zor günlerde olduğu gibi güzel günlerde de el ele olmamız lazım.

15 Temmuz zaferinin mimarı halktır.

Bu işin arifi sizlersiniz. Haliyle arife tarif gerekmez. Ben size kendi kahramanlığınızı anlatacak değilim. Ar ederim. Ama çıkarmamız gereken dersler de hepimiz için var İnsanların gönül dünyasında gönlün ihtiyaç duyduğu şeyler vardır.

Her konuda olduğu gibi gönül için de ehline müracaat etmekte tabii ki bir beis yok.

 Ellerinden, ağızlarından kan damlayıp da barış satanlardan da uzak duracağız. Bunlardan da çok var. En teröristi ağzında hep barış cümleleri kuruyor. Barışımızı biz sağlayacağız. Toplumsal huzurumuzun teminatı milletin kendisi olacak. Devletten geçinip devlet satanlara da dikkat edeceğiz. Devlet tüccarlarına dikkat edeceğiz. Devletimize 15 Temmuz’da olduğu gibi biz sahip çıkacağız. Bu devlet bizim. Kimsenin bize devlet satmasına da izin vermeyeceğiz.

Bu minvalde birlikte yaşama iradesine Türk milleti sahiptir, gücüne de sahip. Türk milleti necip bir millettir.

Kırk yıl mücadele edip kırk bin şehit verdiği PKK örgütünü hiçbir zaman toplumun bir kesiminin temsilcisi olarak görmemiştir. Bugün aramızda şehit yakınlarımız var. Komşuları, çocuklarının şehit düştüğü coğrafyadan gelip yan yana yaşıyorlar. Komşu olmuş, komşu hukuku geliştirmiş, oğlunun şehadetini ondan bilmemiştir. Doğrusu da budur.

Aynı millet, darbe girişiminde üniformalı hainleri de kahraman askerlerinden ayrı tutmayı bilmiştir. Hatırlayın o dönemi, o geceyi. Bir anda ülkede darbe girişimi olurken yabancı basın ellerini ovuşturuyordu. Hiçbir yabancı devletten bir açıklama yok. Bekliyorlar. Darbe girişimi oldu. Haliyle terör örgütü mihrakları ordumuzdan hızlı bir şekilde ayıklanmaya başlandı.

Yabancı basında şu manşetler var: “Türk ordusu artık operasyonel kabiliyetini kaybetti.” Türk ordusu artık eskisi kadar güçlü değil.

Ama aramızda çiftçiler var. Tarladan ayrık otunu temizlediğinizde ürünler nasıl verimli olur biliyorsunuz değil mi? Bitti dedikleri ordu, darbe girişiminden üç ay sonra Fırat Kalkanı’nda tozu dumana kattı. Bitti dedikleri ordu Zeytin Dalı Harekatı’nda tozu dumana kattı. Bitti dedikleri ordu Barış Pınarı’nda tozu dumana kattı. Libya’ya gitti, Azerbaycan’a gitti, dünyaya nam saldı. Allah askerimize zeval vermesin.

Üniforma giymiş hainlerle şerefli Türk askerini bu millet asla aynı kefeye koymadı. Öyle de necip bir millettir. Canı yansa da doğrunun yanlışın ayrımına varan bir millet.

Değerli dostlarım.

Karşı karşıya kaldığımız örgüt belki dünyada emsali nadir görülmüş bir örgüttür. Paralel ihanet çetesinin başı olan, geçtiğimiz dönemde de ölüp giden, şu anda da muhtemelen hesabını kabirde veren kimliksiz, kendi ifadesiyle ince ince devletinin kılcal damarlarına kadar sızacak bir şebeke kurmuştur. Mücadelesi de kolay değil. Hepiniz izlediniz bu süreci. Ne yazık ki öyle bir mankurtlaşma ki devlette en iyi eğitimi almış profesörler, devlette en iyi eğitimi almış, paşa rütbesine kadar gelmiş hainler, kerameti kendinden menkul bir adamın kullanılmış donunu evinde saklayacak kadar alçalmışlardı. Ne yazık ki böyle bir tabloyla karşı karşıyaydık.

15 Temmuz’da Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde bütün siyasi partilerimiz, milletvekillerimiz, valilerimiz, kaymakamlarımız, belediye başkanlarımız halkıyla birlikte bu tepkiyi koymasaydı bugün çok farklı şeyler konuşuyor olacaktık. Allah tekrardan şehitlerimizden ve gazilerimizden razı olsun.

Burada bize düşen dersler var. Tekrardan şunu ispatladı ki bu süreç. Devletin de sahibi milletin ta kendisidir. Millet hainlere bir tokat vurmuştur, haddini bildirmiştir. Ama bir kamu görevlisi olarak bizim de aldığımız ders şudur ki bu aziz millete efendilik yapılmaz, ancak hizmetkarlık yapılır. Milletimizin emrindeyiz, devletimizin emrindeyiz.

Allah bütün şehitlerimize rahmet eylesin. Gazilerimize uzun ömürler versin. Aklımızı kullanalım. Böyle bir tongaya ne milletimiz ne devletimiz bir daha düşmesin. Gecemiz mübarek olsun. Sağ olun.”

 

    

 

 

 

 

 

Haber Editörü

gelibolu postası

Gelibolu Postası editör ekibi tarafından hazırlanmıştır.

Ana Sayfa Son Dakika